"(İz)"ler Öyküsü

şikayet edersem, “yaratmış – yazmış – çizmiş olan”ın gücüne gidecek
şikayet etmiyorum, mutluyum aslında hayatıma dair bişeylerden öte, herşeyden..

..
.
sadece bir öfke war ki, yer yer zaman zaman kendimi nasıl frenlediğimi bile bilmiyorum
hala aşamadığım, beni ben yapan tüm yumuşak hallerime aykırı, kuvveti beni aşan bir öfke…
“yüzü bir an olsun sayemde gülmüşse, haram olsun o anlar”, “bir kez olsun sayemde doğru karar wermişse, g.tüne girsin o kararlar”, “aslında ne denli çaresiz olduğunu anlamaya ömrü yetmez olsun” dedirten bir öfke…
eskiden, ah etmek, en kötüyü bile deil, sadece kötüyü dilemektense, “yaratmış – yazmış – çizmiş olan”a havale yapmayı uygun bulurdum ya, artık yetmiyo…
hatırlatan en ufak bir anda, ortaya çıkan küçücük bir kare fotorafta, evinin önünden geçtiğim o miniminnacık anlarda, sadece “kötü”lüğünü istiyorum senin.. ve en tuhafı, bu sefer vicdanım sızlamıo bile..
“ölmesini değil, ömrü yettiği sürece üzülmesini” dilediğim anlar dahil, vicdanım en ufak sızlamıyo !!

..
.
çünkü ben, sayen(iz)de, kalbini kırdıklarımın – belki parçaladıklarımın – tüm bedelini, yaşattığın(ız) üzüntüyle ödedim…
çünkü ben, sayen(iz)de, öfke denen, insanı tüketen “şey”le tanıştım…
çünkü ben hala bu “şey”le yaşıyorum..
çünkü ben hala bu “şey”le tükeniyorum…
ve ben sayen(iz)de bu “şey”le, büyüyorum..

..
.
yazıma “(iz)”ler bıraktım, çünkü bu hikayenin bir dişi bir de er kişisi vardı..
biri yatan, dieri yatırılan.. biri düşen, dieri düşürülen.. biri güçsüz, dieri avcı..
ama dişi kişiyedir öfkem,
belki de, yakın sandığım anlarda paylaştığım üzüntüler çuvalla taşınabilir yükler olduğundan,
belki de er kişinin en “ilkel”inden sadece dümdüz, hiç bir vasfı – artısı – özelliği bulunmayan bir “erkek” oluşundan… beklenilen oluşundan yani, “tipik” diyip geçebildiğimden…
dişi kişinin çaresizliği,  meğer gerçekten (çoklarının hep dediği gibi) sahip olduğum herşeye – ki sahip olduklarım o zmnlar olamadıklarımın yanında toz zerresiydi aslında – olan inanılmaz kıskançlığının bir tepkisiydi..
ve belki de, hiç bilemedi benim bilebileceklerimi..
cebine kar sayıp koyduğu o yaşanmışlığın, en rahat iki dudak arasında sıkışmış paylaşılmayı bekleyen -çok basit- biandan ibaret olduğunu hiç bilemedi…

..
.
şimdi gerçekten, seni kıskandıracak herşeye sahibim… sense… çaresizsin işte, ne mutlu !!
ve belki ben de.. hala..
bu yazıyı yazdığımdan,
bu öfkeyi hala taşıdığımdan
“(iz)”lerden yana, çaresizim…… ama geçecek!!
seninse… dilediğim gibi…
ne kadar çaresiz olduğunu anlamaya, ömrün yetmeyecek !!!

..
.
“çünkü benim
bir omzunda ağladıklarım vardı
bir de uğrunda ağladıklarım
yok oldular, birer birer.. birlikte !! ,,

Reklamlar

1 Response so far »

  1. 1

    Megy said,

    >Amaaaaan gossen iyiki yok olup gitmişler hayatından.temizlemiş hayatın mikroplardan. Bu hikayenin karakterlerini iyi bildiğimden, eminim ki o insanciklar kaybetmiş sadece…Mug 😉


Comment RSS · TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: